Selahattin Esim

Selahattin Esim

Türkiye’de yaşadığımız kriz ve Matsushita Felsefesi ” Business is People”

| 2 Comments

Japonya’da çalıştığım yıllarda bir çok Japon iş hayatı felsefesi ile ilgili şeyler öğrenme fırsatım oldu. Çok zor şartlar altında çalışırken karşılaşılan zorlukları takım olarak aşmak ve olumlu sinerji ile uyumlu olmayı maharet denecek şekilde becermeleri takdire şayandı. Tokyo banliyölerinden sabah  yollarda saatlerini geçirerek işe geldiklerinde ne kadar dingin olduklarını görmek hayret verici bir deneyimdi. Her ne kadar yeni nesil Japonlar değişime uğradılarsa da ortalama değerler canlı kalabilmiştir diye düşünüyorum.

Türkler ve Japonlar arasında ilginç bir karşılıklı sevgi ve saygı bağlantısının olduğuna inanıyorum. Ertuğrul 1890 filminde bu manevi bağlantının izlerini görmeniz mümkündür. Orada yaşamış birisi olarak bu sevginin kökeninde değişik nedenler olduğunu tespit ettiğimi detaylarıyla burada paylaşmayacağım fakat size ufak bir anekdot aktaracağım. Biliyorsunuz Türkiye ve Japonya Olimpiyatlar için finale kalmış iki ülkeydi. O zaman Başbakan olarak sonuçların açıklandığı gün orada bulunan Sayın Cumhurbaşkanımızın sonuçlar Japonya lehine açıklandığı anda yerinden kalkıp Japonya Başbakanı Shinzo Abe’ye Japon kültüründe olmayan bir şekilde içtenlikle sarılması ve tebrik etmesinin Japon televizyonlarında günlerce yayınlandığını ve ülkede inanılmaz bir Türkiye sevgisi oluşturduğunu biliyormuydunuz? Birilerinin yazdığı gibi efendim Japonlar herkese saygılıymış biz bunu abartıyormuşuz meselesi değil. Bazen tarihte bir ülkeye yaptığınız ufak jestler ve nezaket dolu insani yardımların yüzyıllarca unutulmadığını ve bir muhabbet oluşturduğunun her kes tarafından anlaşılmasını beklemiyorum. Kore savaşında aslanlar gibi savaşan Türklerin ödül için moral kazanmak üzere Tokyo’ya gönderildiğini ve o asil insanlara duyulan hayranlığın bir nişanı olarak öğrenilen  “Üsküdara Giderken” şarkısını savaştan tam 40 yıl sonra mükemmel bir şekilde okuyan bir Japon’dan Türkçe olarak dinlediğimde gözyaşlarımı tutamadığımı hiç unutamam. İnternette dolaşırken aşağıdaki gibi Japonya’da bu şarkının nasıl popüler olduğunu ve nasıl içten okunduğunu bizzat görebilirsiniz.

 

Son dönemde ülkemizde esen karamsar hava ve yaşanan ekonomik zorluklara baktığımızda olumsuz enerji yaymak yerine güçlü olduğumuz alanlarda riskleri bir fırsata çevirmek  konusunda aslında çok seçeneklerimiz olduğumuzu düşünüyorum. Nedense ülkemizin en büyük sermayesi olan gençlerimizde ülkelerine olan inancın karşılaşılan zorluklarda hemen en alt seviyeye indiğini görmek hayli üzücü ve araştırılması, üzerine gidilmesi gereken bir konu. Özellikle bir önceki neslin yaşadığı zorlukların ve güçlüklerin onda biri ile karşılaştıklarında bu reaksiyonu göstermeleri ise üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir başlık olabilir nitelikte.

Konosuke Matsushita’yı içimizden kaç kişi tanır ,kaçımız duydu tahmin edemiyorum.  Matsushita gibi dev bir firmayı kuran Japonya’dan başlayıp dünyada yeni bir dönem başlatan hayatı zorluklarla inanılması güç trajedilerle dolu olan bir iş adamı, fakat aslında bir dahi desem abartmamış olurum.

Sadece Japonya’nın değil , yaşadığı yüzyılın en önemli karakterlerinden olan Matsushita hayatından pek çok olumsuz durumla karşı karşıya kalmasına rağmen büyük bir azim örneği gösterdi, Panasonic ve daha nicesinin içinde bulunduğu milyar dolarlık cirolara sahip on binlerce patente sahip bir sanayi imparatorluğu kurdu, dahası günümüzde Japonya dediğimizde aklımıza gelen bu kusursuz sistemin oluşmasında çok önemli bir rol model oldu.

Son derece sıradan görünüşlü biri olduğu söylenir. Onun ne sıra dışı bir zekası, ne hayatta birkaç adım öne geçmesini sağlayacak diplomasi yeteneği, ne tüm dikkatleri üzerine çekecek karizması, ne de doğuştan gelen üstün bir sanatsal yeteneği vardı. Ama içinde olağanüstü bir azim gücü barındırıyordu.

Yaşamında çocukluğunda başlayan hastalıkları, hayal kırıklıkları ve trajedilere rağmen inancını kaybetmeyen Matsushita ayakta kalmayı başararak,  devam eden yıllarda bir insanın hayatında belkide  yaşayabileceği en acı kayıpları yaşamasına rağmen hayattan rövanşını almayı becerebilmişti.

Matsushita’nın başarısının sırlarından biriside yaşadığı olumsuz olaylardan dahi bir ders çıkarması, pozitif düşünme çabasıydı. Bu konuyla ilgili düşüncelerini Matsushita  şöyle anlatıyor; Kapasitelerini sonuna kadar kararlılıkla kullanmaları halinde en yoksullar bile çok şeyi başarabilirler; güç dönemleri sadece tehlike olarak değil, öğrenme fırsatı olarak da görün. Zorluk ve başarısızlık durumlarında, insan daha güçlenmiş olarak yeniden doğabilir. Bir çoğumuzun düşündüğü gibi maddi konfora sahip olmak kesinlikle mutluluk garantisi değildir. Sadece manevi zenginliğin gerçek mutluluğu getirebileceğini söylemiş olması ise ancak doğu kültüründe yeri olan asil bir tanımlama.

En belirgin özelliği zorluklar karşısındaki dayanıklılığı olan Matsushita yakaladığı başarıyı, tutku, bilmek, açık fikirlilik, yapmak ve yaptıklarını gözden geçirmek kelimeleriyle açıklıyordu.

İş hayatında model olmuş bu başarılarından sonra kusursuz yönetim ile ilgili adımlar atan Matsushita pek çok otoriteye göre  20. yüzyılın ortalarından itibaren gelişim gösteren Japonya’nın  bu oluşumundaki en önemli isimlerden birisi. 1946 yılında PHP(Peace and Happiness through Prosperity) adlı kuruluşu kurarak Japonya’da ve dünyada pek çok şirkete üretim, pazarlama, müşteri ilişkileri gibi alanlarda rol model olmayı başarmıştır. Gözlem ve tecrübelerini paylaşan Matsushita’nın  bu enstitüde tüm çalışanlarına öğütlediği Matsushita Felsefesi  şu şekildedir;

1. Topluma Katkı: Her zaman Temel Hedefi’ne uygun hareket edecek, sanayiciler olarak çalıştığımız toplumdaki sorumluluklarımızı eksiksiz olarak yerine getireceğiz.

2. Hakkaniyet ve Dürüst Olma: Bütün iş faaliyetlerimizde ve kişisel davranışlarımızda adil ve dürüst olacağız. Ne kadar yetenekli ya da ne kadar bilgili olursak olalım, kişisel dürüstlük olmaksızın ne başkalarının saygısını kazanabilir ne de öz saygımızı artırabiliriz.

3. İşbirliği ve Takım Ruhu:Paylaştığımız hedefleri gerçekleştirmek için yeteneklerimizi birleştireceğiz. Ne kadar becerikli olursak olalım, işbirliği ve takım ruhu olmaksızın şirket olmaktan öteye geçemeyiz.

4 .İlerleme İçin Yorulmak Bilmez Çaba Gösterme: İş faaliyetlerimiz aracılığıyla topluma katkıda bulunmak için yeteneğimizi geliştirmeye sürekli çaba göstereceğiz. Ancak böylesi aralıksız çabalarla Temel Yönetim Hedefimizi yerine getirebilir, kalıcı huzur ve refahın gerçekleşmesine yardımcı olabiliriz.

5. Nezaket ve Alçakgönüllülük:Nazik ve alçakgönüllü olacak, sağlıklı toplumsal ilişkileri güçlendirmek ve toplumumuzda yaşam kalitesini artırmak amacıyla başkalarının haklarına ve ihtiyaçlarına her zaman saygı göstereceğiz.

6. Uyum Sağlama: Çevremizdeki sürekli olarak değişen koşullara ayak uydurmak için düşünce ve davranışlarımızı sürekli yenileyecek, girişimlerimizin ilerleme ve başarıyla sonuçlanmasını güvence altına almak için doğayla her zaman uyumlu hareket etmeye özen göstereceğiz.

7.Nimetlere Şükran: Elde ettiğimiz bütün yararlar için minnet duygusuyla hareket edecek, bu tutumun sınırsız bir sevinç ve canlılık kaynağı olacağından, karşılaştığımız tüm engelleri aşmamızı sağlayacağından en küçük bir kuşku duymayacağız.

Bu felsefe size yabancı geldi mi? Hiç zannetmiyorum bu ülkenin tarihinde kolaylıkla izlerini bulabileceğiniz prensiplerin olduğunu fark ettiniz mi?

94 yaşında zatürreden ölen Matsushita emekli olduktan sonra kurulan enstitü aracılığıyla öğrencileri ile bilgi paylaşımına devam etmiştir. Adına kurulan Matsushita Kamu Yönetimi ve Yönetim Enstitüsü şu an dünyanın en seçkin yönetici ve lider yetiştirme okullarından birisidir. İş yönetimi ile ilgili pek çok kitabı bulunan Matsushita  literatüre geçen “Business is people.” sözüyle işletmelerin ana unsurunun insanlar olduklarını ve onları kazanmanın öneminden bahsetmiştir. Bir çok masrafa girerek bu enstitüye devletin birçok eğitim kurumu dururken  neden para harcadığı sorulduğunda verdiği cevap ise insan kaynaklarının bir ülke için ne kadar önemli olduğunun işaretidir, ” Yerime bir tek adam yetiştirmek için”. Hayatta  çok büyük acılar çekmesine rağmen bir sanayi imparatorluğu kuran, bir ülkenin kaderini değiştiren hatta insanlık tarihinde önemli katkılar bulunan ama pek çoğumuzun bilmediği bu dahi insanın hakkında şu yazdıklarım kısıtlı bilgiler bile eminim çok kişiyi etkileyecektir. 

“Herkesin izleyecek bir yolu vardır, 
O yol genişler, daralır, yokuş olur çıkar, sonra iner. 
Çaresiz ve umutsuz gezinmelerin olduğu zamanlar olur. 
Ama cesaret dolu bir kararlılık ve duyulan inanç sayesinde, 
Doğru yol bulunacaktır. 
Asıl zevkli olan da budur.” 

Konosuke Matsushita 

2 Comments

  1. Asil ve güzel insan Selahattin bey, ne hoş toparlamışsınız konuyu, gönlünüze ve ömrünüze bereket. Yolunuz/muz açık, geleceğimizi aydınlık ve ahirimiz hayır olsun. Prof. Dr. Nazif Gürdoğan hocam bakınız ne güzel tanımlamış”Anadolu insanın hayatı, yaklaşımı karamsarlık edebiyatı, medeniyeti ümitsizlik medeniyeti değildir, o hergün yeniden doğar ”
    Muhabbetle yol alınız. Hoşluklarla kalınız. Uygun zamanınızda Ab-ı Hayat Su Medeniyetleri Müzemize ziyaretlerinizi beklerim. http://www.adell.com

  2. Merhaba Selahattin Bey. Çok teşekkür ederiz. Gerçekten çok mutlu oldum. Selamlar,saygılar.

Bir Cevap Yazın

Required fields are marked *.