Selahattin Esim

Selahattin Esim

Yerli Yazılım Sanayisi Hakkettiği itibarı elde edecek güce sahiptir….

| 0 yorumlar

Türk Yazılım sektörü son 10 yılda epey bir mesafe kaydetti ve şu anda yerel piyasanın tahmini %60 ile 70’i oranında bir paya hakim durumda. Sektör yine tahmini olarak yaklaşık 3 milyar dolar düzeyinde bir yazılım ihracatı gerçekleştiriyor ve geleceği en parlak sektörlerden birisi olarak göze çarpıyor.

Son olarak Ocak ayında ziyaret ettiğim Las Vegas CES fuarında katıldığım birçok konferansta gelişmiş ülkelerin yazılım sektörüne verdikleri önemi ve yapılan yatırımları yakından müşahede etme fırsatımız oldu. Yapay Zeka ve kripto para sistemleri hakkındaki gözlemlerimi yakında sizlerle paylaşacağım.

Son yıllarda Türk Yazılım sektörü en önemli eksiği olan markalaşma yolunda Ekonomi Bakanlığımızın önemli teşvikleri ile hızla yol almaktadır.

TET olarak Ekonomi Bakanlığımızla yaptığımız 2023 Yazılım ve Bilişim İhracat Stratejisi Çalıştayında sektör 2023 ihracat hedefini bu gelişmeler çerçevesinde 15 milyar dolar olarak ortaya koymuştur. Bu hedef sektörün kendine olan özgüvenini ve gelmiş olduğu seviyeyi göstermektedir. Diğer tüm sektörlerin kılcal damarlarına kadar entegre olmuş yazılım sektörü bu potansiyele gerçekten sahiptir.

Son olarak Yazılımcıların çıkan kanunla Sanayici kabul edilmesi çok olumlu bir gelişmedir ve bunu sağladıkları için Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na çok teşekkür ederiz. Bir çok yazılım firması bu gelişmenin farkında olmalıdır.

Sektör son bir yıldır lisans maliyetlerini düşürecek açık kaynak kodlu sistemlere geçiş konusunda da önemli bir mesafe kaydetti. Kamu sektörü için bu gelişme büyük bir tasarruf sağlayacaktır.

Ülkemizde  son yıllarda yabancı kaynaklı yazılımlara geçen firmaların birçoğu daha önce muhtemelen Yerli Yazılım firmaları ile çalışıyordu. Şu anda serbest piyasa koşulları altında firmaların bir yazılımdan diğer bir yazılıma geçmeleri süreç olarak biraz sıkıntılı olsa da verilerin aktarımı kolaylıkla yapılabilir durumda. Özellikle son dönemde karşılaşılan ambargo koyulan ülkelere ihracat yaparken yabancı kaynaklı yazılımın kullanımında getirilmek istenen kısıtlamalar ve benzeri süreçler bir musibet bin nasihatten iyidir ata sözünü doğrularcasına yerli yazılımın önemini ortaya koymuştur. Türk Yazılım sektörü yabancı lisanslı yazılımlar tarafından uygulanacak olan ambargo türü yaptırımlar sonucu oluşabilecek talebi karşılayacak hem ürünlere ve hem de insan gücüne, bilgiye, birikime ve yüreğe sahiptir. Savunma Sanayisi alanında faaliyet gösteren özel sektör şirketleri bunu ispat etmiştir.

Önümüzdeki 25 yılda İstanbul’un 3 ve 5 saat uçuş aralığında varılabilen 1,5 milyar nüfusun barındığı coğrafyanın ticaret, finans ve inovasyon merkezi olacağına inanıyoruz.

25 Ocak tarihinde sektörümüzün bir temsilcisi olan AK Parti Bolu Milletvekili Sayın Ali Ercoşkun’un katılımlarıyla BTK Başkanı Sayın Fatih Sayan ve Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Dr. Faruk Özlü ile yerli yazılımın önündeki engelleri konuştuğumuz çok önemli iki toplantıya katıldım.

Her iki toplantıda devletimizin yerli yazılıma verdiği önemin arttığına şahit olmak çok memnuniyet vericiydi. Bizlerde sektör olarak kendilerine önemli bilgiler içeren raporlarımızı sunduk. Fakat daha alınacak çok yol var.

Burada Yazılım Sektörü için önemli bir kazanım olduğunu düşündüğüm KOBİ-GEL Projesinde sadece Yazılım Firmalarına 200 milyon TL finansman kredisi ayrılması önerimin Sayın Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Dr. Faruk Özlü tarafından hayata geçirilmiş olması çok önemli bir gelişmedir. Sayın Bakanımıza buradan ilgisi ve alakası için teşekkürlerimi sunarım.

Yazılım sektörü kendisine yapılan her türlü olumlu katkılara çarpan etkisi oluşturarak cevap verebilecek bir potansiyele sahiptir. Kamu tarafında yıllar içinde oluşmuş olan güven travmasının ortadan kalkması için gerekli adımlar atılırsa bu sürecin inanılmaz bir hızda ilerleyeceğine inanıyorum. Devlet özellikle Türk Yazılım Sektörüne güvenerek  rekabete açık bir sistemin fiyatlandırmaya yapacağı katkıları arttırabilir.

Yurtdışındaki Dünya Bankası standartlarında yapılan ihalelerde MEAT(Most Economic Advantegous Tender) fiyat değerlendirme sisteminde eğer kaliteye önem veriliyorsa%30 Fiyat+%70 Kalite performansına bakılarak ihaleyi kazanan firma belirleniyor. Fiyatın ön plana çıktığı ihalelerde ise %70 Fiyat+ %30 Kalite performansına bakılabiliyor. Zannedersem ülkemizde daha çok bu ikinci yöntem pratikte yerleşmiş bulunuyor. Yurtdışına ihracatı arttıracak yöntemin hangisi olduğunu tahmin etmişsinizdir.

İhalelerde uygulanan %70 Fiyat+%30 kalite performans kriterlerinin bir diğer olumsuz etkisi ise katma değerli yazılım ihracatında yaşanıyor.  Özellikle bu sistemle belli bir büyüklüğe gelen firmalar yurt dışına ihracat yaparken kalitesi ve teknolojik düzeyi yeterli olmadığından kendini pazara sokabilmek için bedava veya çok ucuza  yazılım satmaya çalışarak aslında sektöre büyük zarar verdiklerinin farkında değiller. Birincisi ülkenin yazılım ürünleri imajının ucuzluk üzerine kurulmasına neden oluyorlar, ikincisi ise kaliteli yazılım ürünleri olan firmaların önünün düşük fiyat politikası ile tıkanmasına neden oluyorlar.

Türk Yazılım Sektörünün önü açılarak önümüzdeki dönemde sektör yurt dışında proje almaya ve küresel pazardan pay almaya odaklandırılmalıdır. Bunun içinde en önemli adımlardan birisi proje bedellerinin ve iş bitirme belgelerinin yurt dışında açılan ihalelerde istenen yeterlilik oranlarına ulaşmasıdır. Ne yazık ki küresel firmalar şartname oluşturma aşamasında müşteriyi ikna ederek koydurdukları yüksek iş bitirme bedelleri ile kendilerine potansiyel rakip gördükleri ülkelerin firmalarını alt etmeyi aynen ülkemizde de örneklerini gördüğümüz gibi başarmaktadırlar.

Sektör son on yılda işini iyi yapan firmaların ortaya çıkması ile işi layıkıyla ve hakkını vererek yapacak etik değerlere sahip şirketleri barındırmaktadır. Bu şirketlerin projelerde %30 fiyat+%70 kalite performans kriterleri uygulanarak kamu tarafında ön plana çıkmaları sağlanabilir.

Tüm sektörlere hizmet veren Yerli Yazılım üreticilerine hak ettikleri itibar artık  geri verilmeli ve kaçırmış olduğumuz Bilgi Ekonomisi yani bilginin hak ettiği değeri bulduğu pazar ekonomisi devreye sokulmalıdır. AR-GE ve üretim bölümlerinde çalışan yaklaşık 1000 iyi eğitilmiş mühendis ile ülkemizin GSMH’sına eş değer bir ciro yakalayan tanınmış cep telefonu şirketi Bilgi Ekonomisinin bir ürünüdür.

Daha çok kazanç hırsı ile gözü dönmüş insanların 26 yaşında bir dolandırıcı tarafından kandırılması bilgi ekonomisinin yerleşmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. İstanbul Borsasında bir inovasyon indeksi oluşturarak yeni girişimcilerin yatırım sermayesi toplamasının önü açılmalıdır. Ülkemiz insanı bir üst düzey gelir grubuna atlamak için ev almak ve ölü yatırımlar yapmak yerine uzun vadeli akıllı teknolojilere yatırım yapmanın bu ülke için en hayırlı ekonomik model olduğunu böylece zamanla öğrenecektir. Bilgi Ekonomisi olan ülkelerde faizin düşük olmasının başlıca sebeplerinden birisi budur.

Yurt dışında futbol oynayıp büyük paralar kazanan tanınmış futbolcularımızın kendi ülkelerinde sadece gayri menkule veya yeme-içme işlerine para yatırmaları yerine 1 milyon doları 10 tane projesi olan yazılım sektörü veya teknoloji girişimcisine yatırmaları gerçekleştiği zaman bilgi ekonomisi devreye girmiş olacaktır. Hiç birisinin kendi adına tescil edilmiş bir futbol okulu,enstitüsü veya vakfı olmaması bu kadar para kazandıkları sektör adına da ülkelerinin geleceklerine yatırım yapmadıklarının bir göstergesi değil mi? Örnek mi: Johan Cruyff, Clarence Seedorf, Neimar Jr ve daha bir çoklarını sayabilirim.

 

Bir Cevap Yazın

Required fields are marked *.