Selahattin Esim

Selahattin Esim

09/17/2021
by Selahattin Esim
0 comments

Türk Milli Takımı nasıl başarılı olur ve ülke çapındaki yetenek keşif sistemi neden çalışmıyor? Bölüm 3.

TFF dünya kupası elemeleri için oynanacak son 4 maç ve sonrası için hoca arayışına giren TFF yönetimi asıl sorunun Türk futbolunda öz kaynak düzeninden kaynaklandığını anlamış gibi görünüyor. Stefan Kuntz gibi bu sistemi iyi bilen bir hocayı Hamit Altıntop’un düşünmesi bu konuda uzun dönemli hareket edileceğini gösteriyor. Bence Hamit Altıntop sorunun nereden kaynaklandığını gayet iyi biliyor ve görüyor. Türk Milli takımının başına mutlaka çok ünlü bir ismin gelmesi gerekmiyor sorunu bilen ve sistemin çalışmasını sağlayacak bilgi ve maharette olması bence yeterli. Dünyanın en ünlü teknik direktörünü getirerek belki 4 maçlık periyodu başarı ile atlatırsınız ama Türk Milli takımının geleceğini kurgulayamazsınız.

Burada yapılan sözleşmelerde neden performans ölçümü maddesi koyulmadığını anlamak güç. Hollanda Frank De Boer’un sözleşmesinde milli takımı çeyrek finale çıkartamazsa sözleşmesine son verileceği maddesi olduğu için hızlı bir şekilde bu süreci atlattı, tazminat pazarlıkları söz konusu bile olamadı. Ülkemizde anladığım kadarı ile teknik direktörlerin sözleşmelerine böyle bir madde koyulmuyor. Buda şu anlama geliyor önü açık ve belirlenmemiş bir başarı kriteri uygulaması olduğu için sürekli tazminat ödenmek zorunda kalınıyor veya sözleşme feshinde bir kılıf aranıyor. Olaya şöyle de bakabiliriz sanki Türk Milli takımı teknik direktör bulmakta zorlanıyor ve teknik direktörler bin bir rica ile ikna ediliyor veya yalvarılarak göreve getiriliyor. Türk Milli takımının bir marka değeri olmasa dünyanın en değerli araba üreticisi neden sponsor oluyor acaba? Yöneticisinden futbolcusuna şu özgüven sorunumuzu yıllardır halledemedik gitti.

TFF web sayfasına bir göz atarsanız çocuklarımızın arasındaki yeteneklerin keşfi için her şey düşünülmüş ve çalışıyor zannedebilirsiniz. Geç yaşta da başlasa hedef yaş gruplarından başlayarak Milli Eğitim Bakanlığı ile ilgili koordinasyona kadar kağıt üzerinde tanımlanmış ama sanki çalışmayan bir sistem var. Tüm direktörlüklerin eski futbolcular arasında paylaşılmış olması ve bilimsel çalışma yapan spor akademisinden mezun eğitmenlerin bu kadrolarda olmaması ise ayrı bir tuhaflık. Eski futbolcuların top oynadıkları dönemde yetenekli ve başarılı olmaları onların bir ülkenin futbolunu kalkındırma Avrupa ve Dünya şampiyonlukları getirecek bir sistemin stratejisini kurabilme becerisine sahip oldukları konusunda bir güvence vermez. Bu konu tamamen bir bilimsel ar-ge ve inovasyon içermektedir. Türk futbol sisteminin başarıları getirebilmesi için ciddi bir inovasyona ihtiyacı var.

Türk Milli takımının başına kim gelirse gelsin en büyük sermayemiz olan gençlerimiz zamanın gereksinimlerini karşılayan bilimsel bir çalışma ile ve grassroots temel ilkelerinde belirtilen torpilin işlemediği fırsat eşitliğine dayalı ve adil olarak yetenekleri keşfedilmez ise tüm başarılar ve ardından gelen başarısızlıklar kısır bir döngü içinde sorgulanacaktır.

Continue Reading →

09/10/2021
by Selahattin Esim
0 comments

Türk Milli Takımı nasıl başarılı olur ve öz kaynak düzeni nasıl olmalıdır? Bölüm 2

Bu bölümde dünyada ekol olmuş bazı ülkelerin başarılarını veya başarısızlıklar olduğu dönemde neleri sorguladıklarını ve spor akademilerindeki bilimsel çalışmaları kullanarak nasıl çıkış yolu aradıklarını tespit ettiğim bulgularla anlatmaya çalışacağım.

Önemli bir futbol ülkesi olan Hollanda’da tüm gençler 5-6 yaşından itibaren futbol federasyonunun belirlediği sisteme göre antrene ediliyor. Ülkenin taktiksel ekolü 5 yaşından itibaren çocuklara öğretiliyor. 17 milyonluk ülkede 1.2 milyon futbolcu var (bizdekinin 2,4 katı!!)ve 10-11 yaşındaki gençlerin %45 i bir futbol kulübünde lisanslı oyuncu olarak altyapısı mükemmel sahalarda oynuyor. Buna rağmen 2016 yılında Avrupa kupasına ve 2018 yılında Rusya’daki dünya kupasına katılamamak ve büyük başarısızlık futbol federasyonu tarafından futbol eğitim sisteminin sorgulanmasına yol açtı.Hollanda’nın efsane futbolcusu Johan Cruijf sokakta yetişen  yetenekli futbolcuların yerine fiziki özellikleri öne çıkan futbolculara önem veren eğitim sistemini sürekli eleştirerek bu sistemden ülkeyi başarılara taşıyacak yeteneklerin yetişmeyeceğini vurgulamıştı. 2008 yılında bir gazetedeki yazısında Ajax’ın bir yılda 8 tane 30 yaş ve üstü futbolcu transfer etmesini eleştirerek altyapıdan oyuncu gelmediğini vurgulamıştı. Bunu Türkiye deki kulüplere uyarlarsak aynı vahim durumun olduğunu görebiliriz.
Continue Reading →

09/09/2021
by Selahattin Esim
0 comments

Türk Milli Takımı nasıl başarılı olur, sistem nasıl değişmeli- Bölüm 1

Euro 2020 tunuvasında sıfır çeken ve istatistikler ile dibe vuran Milli takımımızın performansı tüm ülkeyi üzüntüye boğmuştu. Hollanda mağlubiyeti son 35 yılın en ağır yenilgisi olarak tarihe geçerken insanımızı inanılmaz üzdü ve özellikle yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı utanca boğdu. Milli takım ne yazık ki her yönden dibe vurdu.

Geçmişte yurtdışında futbol oynamış ve futbolu yakından takip eden birisi olarak futbolun içinde aktif rol almayışımız bu ülke için önemli gördüğümüz fikirlerimizi paylaşmayacağımız anlamına gelmemeli. İnovasyon hiç ummadığınız yerden, kişiden, ortamdan gelebilir kimsenin tekelinde değildir. Bu alandaki tüm uzmanların, değerli spor medyasının affına sığınarak sizlerle futbolumuzun içinde döndüğü kısır döngünün tespitlerini yapmaya ve belki de yararlı olabileceğini düşündüğüm bulguları, çözüm önerilerini paylaşmaya çalışacağım. Bu yazı dizisini hazırlarken yurtdışında son dönemlerde başarılı olmuş veya başarılı olmanın yollarını arayan Fransa, Belçika, Almanya, Hollanda gibi ülkeler ile bazı futbol kulüplerinin yaptığı yeni arayışları kurdukları yeni stratejileri , altyapıdaki yeni denemelerini ve nasıl başarılı olduklarını araştırırken karşılaştığım bulgulardan bahsetmeye çalışacağım. Özellikle TFF yetenek keşfi sistemi hakkında görüşlerine başvurduğum futbolun ve sporun içinde olan değerli eğitmenlerimizde oldu, katkıları için sonsuz teşekkür ederim.Sürçü lisan ettiysek affola!!

Milli takımda sadece başarısız olan Teknik direktöre odaklanmayıp sistemin neden işlemediğini sorgulamamız gerekir. Türk Milli takımı gelecek 10 yılda nasıl Avrupa veya Dünya şampiyonu olur buna yönelik bir strateji ve altyapıdan başlayarak besleyen sistem yoksa Teknik direktörün kim olduğu aslında pek önemli değil. Bu konuya değinirken insanın aklını aşağıda saymaya çalıştığım bazı sorular kurcalıyor.
Continue Reading →

06/23/2021
by Selahattin Esim
0 comments

Türk Milli Takımının başarısızlığı ve haber yapamayan medya

Futbol hepimizin  çok ilgi duyduğu Türk halkının çok sevdiği bir spor ve ne yazık ki yapısal sorunları çözülemeyen Türk futbolu son dönemlerin en geleceği parlak takımıyla sıfır puan çekerek UEFA 2020 ye veda etti. Türk halkı çok üzüldü ve sahada savaşmayan bir takım gördüğü için kahroldu.

Geçmişte az çok futbol oynamış birisi olarak uzaktan izlediğim kadarıyla takımın yönetiminde, dizilişinde, kamp döneminde, hazırlık maçlarında bir dizi sorunların olduğu çok açık ve net olarak belli olduğu halde medyanın habercilik açısından da bir sessizliği veya haber yapamama fiyaskosu söz konusu. Bizim gazeteciler genelde bazı bilgilere vakıf oldukları halde susmayı tercih ederler ve televizyonlarda izlediğim kadarı ile en iyi analizleri sadece bir kaç spor yazarının yapmış olduğunu görmek bir o kadar üzücü. 3 maçta  başladığı orta saha ikilisini ikinci devrede oyundan alan ve bu hatasında ısrar eden başka bir teknik direktör  var mıdır sorusunu soran gazetecinin analizi son derece doğruydu. Kampı izleyen , takımla iç içe olan gazeteciler neyi gözlemler neyi haber yapmaları gerektiğini sanki unutmuş gibilerdi. Sürekli verilen mesaj antrenmanda oyun oynayan oyuncuların çok neşeli olduğuydu. Bu kadar neşeli idilerse İtalya maçından sonraki ruhsal çöküntüyü nasıl yaşadılar?…

Continue Reading →

12/16/2020
by Selahattin Esim
0 comments

Kilit Sektör “Yazılım”

Yeni Şafak gazetesinden Orhan Orhun Ünal Beyle yazılım sektörü hakkında bir röportaj yaptık. Burada önemli gördüğüm bazı konuları naçizane dile getirmeye çalıştım. Yapay Zeka Ekonomisine geçerken tüm komplo teorilerine rağmen yazılım sektörünün herkesin ulaşabildiği teknoloji platformları ve yazılım geliştirme araçları sayesinde önünde inanılmaz bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

08/24/2020
by Selahattin Esim
0 comments

TV24 Gündem Dışı Programına konuk oldum

Sayın Billur Aktürk’ün sunduğu Gündem Dışı programına katılarak Yapay Zeka Ekonomisi ve Türkiye’nin önündeki fırsatlar konusunda görüşlerimi paylaştım.

Program hakkında olumlu görüş bildiren izleyicilere nazik sözleri için teşekkür ederim.

11/20/2019
by Selahattin Esim
0 comments

İnanılmaz Boyutlara Ulaşan Tağşiş ve Blockchain

Son dönemde çok sık karşılaştığım bir durum olunca matematiksel olarak fiyatı artarken bir ürünün gramajı neden düşer diye internette bir sorgulama yaptığımda bir çok duyarlı vatandaşın aslında bu durumun farkında olduğunu ve özellikle çikolata, gofrette oynanan bu oyundan rahatsız olduklarını belirten yorumlar yaptıklarına şahit oldum.

Bu aslında çok basit gibi görünen olayın arkasında bir ülkenin reel sektörünün üretimdeki maliyetleri yönetememesinin yanında etik değerlerindeki sapmanın da ip uçlarına ulaşıyorsunuz. Bir kere bunu yapan firmalar yıllarca kendini kanıtlamış, kaliteli ürünler yaptıklarına inandığımız firmalarımız. Hadi iyi niyetle diyelim ki fiyatı arttırmamak için gramajı düşürüyorlar, bunu anlarız. Ama hem fiyatı iyi bir oranda arttırıp hemde gramajdan çalmak etik değil. Bunu daha kibarca nasıl izah edebilirim bilmiyorum. Ayrıca en büyük sorun bunu takip eden bir sistemin veya tüketicinin göz göre göre aldatılmasının önüne geçecek bir sistematiğin olmaması gibi gözüküyor. Eğer bizim bilmediğimiz duymadığımız bir sistem varsa ve çalışıyorsa o zaman bu olduğu iddia edilen kurum veya sistem Allah rızası için gramajı düştükçe fiyatı artan bu ürünleri neden incelemez veya gerekeni yapmaz bilemiyoruz.

Continue Reading →

11/12/2019
by Selahattin Esim
0 comments

Yazılım Sektörünün Türk Donkişotları

Türk Don Kişotlar benzetmesi ile geçenlerde bir gazeteci arkadaşımızın İnovasyon ile ilgili kitabında karşılaştım ve bu mizahi yaklaşım çok ilgimi çekti.

Genç kardeşimiz kitabında sektörden tanıdığı erdemli,idealist, yüreğinde bu ülke için güzel şeyler düşünen duayenleri Türk Donkişotlar olarak tanımlamış ve burada babasını da aynı sınıfa koyduğunu göstererek bir yandan ince bir mizah yaparken diğer bir yandan saygı duyduğunu da herhalde vurgulamak istemiş.

Öyle zannediyorum ki bizim lügatımıza nasıl olmuşsa  “Don Kişotluk yapmak” dalga geçilecek, acınacak, küçümsenecek bir hali tanımlamak üzere yerleşmiş.Baktığımızda Türk Dil Kurumu tarafından “Hiç gereği yokken kahramanlık yapmaya kalkışmak.” olarak tanımlanmış.

Continue Reading →

04/30/2019
by Selahattin Esim
0 comments

MMG Milli Yazılım Çalıştayı- Milli Yazılım Bir Medeniyetin Ayağa Kalkma Projesidir

25 Nisan tarihinde Mimar ve Mühendisler Grubu(MMG) tarafından düzenlenen Milli Yazılım Çalıştay’ına katılıp panelde görüşlerimi sektörden gelen katılımcılarla paylaştım.

Milli Yazılım aslında bir medeniyetin ayağa kalkma projesidir. Yıllar önce yapamadığını şimdi yapan bir Türkiye ve arkadan gelen genç bir nüfusun potansiyeli var. Önderlik edilen bir alanda Milli Yazılım üretebilmek için Türkiye’nin öncelikle piyasada geçerli olan bilgi ekonomisine ve karşılıklı güven ortamına ihtiyacı olduğunu belirtmekte fayda var.

Geçmişte kurmuş olduğumuz Medeniyetin en önemli kurumlarından olan Enderun mektebinin kapısında yazdığı söylenen şu cümle Osmanlıyı yöneten elit grubun ve yeteneklerinin nasıl keşfedildiğini  ifşa eder nitelikte muhteşem bir mesajdır:

“Burada Balık Uçmaya ve Kuş Yüzmeye Zorlanmaz “

Bu kurumun yetiştirmiş olduğu büyük yeteneklerden birisi Mimar Sinan’dır. Dülger(Marangoz) olarak girdiği Yeniçeri Ocağında yeteneği keşfedilerek Doğu’nun en büyük mimarı yetiştirilmiştir.

Milli Yazılım hedeflerini yakalayabilmemiz için bizimde gençlerimizin yeteneklerini erken safhada keşfedip onlara matematik ve fen bilimlerini sevdirmekle işe başlamalıyız. Çocuklarımıza önce iyi insan olmayı ve sonra sevdikleri aşkla bağlanacakları bir işi yapmalarını tavsiye etmeliyiz. Ülkesini seven, ahlaki değerleri olan bu yeteneklerden birisi mutlaka dünya çapında bir proje üretip ülkenin domine ettiği yani önderlik ettiği bir Milli Yazılım üretecektir. Aslında her şey doğada olduğu gibi bir tohum ekmekle başlıyor, sonuçların alınması ise daha uzun sürebiliyor.
Continue Reading →

04/23/2019
by Selahattin Esim
0 comments

Azerbaycan’ın Milli yemeği muhteşem lezzet “Bozbaş Köfte”

Azerbaycan’da müşterimiz olan ve yıllardır birlikte çalıştığımız Merkezi Neftçiler Hastanesinin mutfağında yediğim ve tadına doyamadığım muhteşem bir Türk yemeğini sizlerle paylaşmak isterim.

Türkiye’de pek bilinmeyen bu lezzetli ev yemeğini her restoranda bulmanız mümkün değil ,ancak Azeri Türk Kardeşlerimizin gittiği lokal restoranlarda dahi bu lezzette Bozbaş Köfte yemek nasip olmadığını belirtmek isterim. Anlatıldığı kadar bu lezzet Bakü mutfağına has bir geleneksel ev yemeğiymiş.

Aslında ev yemekleri geleneğini yaşatmak çok önemli bir konu ama ne yazık ki dışarıda yemek yeme alışkanlığının giderek arttığı bir ortamda genç kızlarımızda bu tür lezzetleri annelerinden öğrenerek yaşatmazsa bu kültür giderek kaybolacaktır. Azerbaycan’da 10 yaşından itibaren genç kızlarımızın annelerine mutfakta yardım ederek geleneklerini devam ettirmesi çok saygı duyulacak bir alışkanlık.

Önce Merkezi Neftçiler Hastanesinin lezzetli yemekler yapan personeline teşekkür ederek burada Diyetisyen Arzu Hanım,Anbar Sorumlusu Güler Hanım, Aşçı Sevinç Hanım, Aşçı Sevda Hanım ve diğer mutfak personeline teşekkürlerimi sunmak isterim.

Bir hastaneden beklenmeyecek şekilde lezzetli yemekler hazırlayan mutfak ekibi
Continue Reading →

12/10/2018
by Selahattin Esim
2 Comments

Türkiye’de yaşadığımız kriz ve Matsushita Felsefesi ” Business is People”

Japonya’da çalıştığım yıllarda bir çok Japon iş hayatı felsefesi ile ilgili şeyler öğrenme fırsatım oldu. Çok zor şartlar altında çalışırken karşılaşılan zorlukları takım olarak aşmak ve olumlu sinerji ile uyumlu olmayı maharet denecek şekilde becermeleri takdire şayandı. Tokyo banliyölerinden sabah  yollarda saatlerini geçirerek işe geldiklerinde ne kadar dingin olduklarını görmek hayret verici bir deneyimdi. Her ne kadar yeni nesil Japonlar değişime uğradılarsa da ortalama değerler canlı kalabilmiştir diye düşünüyorum.

Türkler ve Japonlar arasında ilginç bir karşılıklı sevgi ve saygı bağlantısının olduğuna inanıyorum. Ertuğrul 1890 filminde bu manevi bağlantının izlerini görmeniz mümkündür. Orada yaşamış birisi olarak bu sevginin kökeninde değişik nedenler olduğunu tespit ettiğimi detaylarıyla burada paylaşmayacağım fakat size ufak bir anekdot aktaracağım. Biliyorsunuz Türkiye ve Japonya Olimpiyatlar için finale kalmış iki ülkeydi. O zaman Başbakan olarak sonuçların açıklandığı gün orada bulunan Sayın Cumhurbaşkanımızın sonuçlar Japonya lehine açıklandığı anda yerinden kalkıp Japonya Başbakanı Shinzo Abe’ye Japon kültüründe olmayan bir şekilde içtenlikle sarılması ve tebrik etmesinin Japon televizyonlarında günlerce yayınlandığını ve ülkede inanılmaz bir Türkiye sevgisi oluşturduğunu biliyormuydunuz? Birilerinin yazdığı gibi efendim Japonlar herkese saygılıymış biz bunu abartıyormuşuz meselesi değil. Bazen tarihte bir ülkeye yaptığınız ufak jestler ve nezaket dolu insani yardımların yüzyıllarca unutulmadığını ve bir muhabbet oluşturduğunun her kes tarafından anlaşılmasını beklemiyorum. Kore savaşında aslanlar gibi savaşan Türklerin ödül için moral kazanmak üzere Tokyo’ya gönderildiğini ve o asil insanlara duyulan hayranlığın bir nişanı olarak öğrenilen  “Üsküdara Giderken” şarkısını savaştan tam 40 yıl sonra mükemmel bir şekilde okuyan bir Japon’dan Türkçe olarak dinlediğimde gözyaşlarımı tutamadığımı hiç unutamam. İnternette dolaşırken aşağıdaki gibi Japonya’da bu şarkının nasıl popüler olduğunu ve nasıl içten okunduğunu bizzat görebilirsiniz.

 

Continue Reading →

11/05/2018
by Selahattin Esim
1 Comment

Yapay Zeka Ekonomisi

Bilgi Ekonomisini büyük ölçüde kaçıran ülkeler için çok daha büyük bir rekabet alanı oluşturacak olan Yapay Zeka ekonomisi yıkıcı bir şekilde geliyor.

Yakın geçmişe bir göz atarsak gelişmiş ülkelerin büyüme oranlarının 1980’li yıllardan itibaren bir azalma gösterdiğini aşağıdaki grafikte açıkça görebiliyoruz.

 

 

 
Continue Reading →