Selahattin Esim

Selahattin Esim

02/17/2016
by Selahattin Esim
0 yorumlar

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Sektör Buluşmalarının ilki Bilişim Sektörü ile yapıldı

 

AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından yapılması planlanan sektörel buluşma toplantılarının ilki 12 Şubat tarihinde Haliç Kongre Merkezinde Bilişim Sektörü ile yapıldı.

Bu toplantı öncelikle her sektörün stratejik ortağı haline gelen Yazılım ve Bilişim Sektörünün hak etmiş olduğu önemin teyit edilmesi anlamına geliyor.

Ak Parti İl Başkanı Dr. Selim Temurci’nin toplantının açılış konuşmasında vurgu yaptığı gibi Bilişim Sektörü artık yeni bir yaklaşımla desteklenmeli ve böylece diğer sektörlerinde önümüzdeki on yılının güven altına alınması için stratejik önem arz eden konular bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.

AKP_Sektör_Toplantısı
Devamını Oku →

07/15/2015
by Selahattin Esim
0 yorumlar

Bloomberg TV Gündem Teknoloji Programında Yazılım Sektörünü konuştuk

Bloomberg_TV2

Dün Hande Berktan hanımın sunduğu Bloomberg TV Gündem Teknoloji programının canlı yayın konuğu oldum. Hande Hanımın programlarına katılmaktan büyük zevk alıyorum. Hem gündemi yakın takip etmesi ve hemde can alıcı sorularla bizlerden önemli bilgileri alabilmesini son derece başarılı buluyorum.

Türk Yazılım Sektörü ve ihracatıyla ilgili görüşlerimi kısıtlı sürede paylaşmaya çalıştığım önemli mesajlar içeren programın canlı yayın linkini  aşağıda izlemek isteyenler için paylaşıyorum:

Bloomberg TV Kaydına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

http://www.medyatakip.com/medya_sistem/medya_data/gb/2015/07/14/h/201507-333549.mp4

Programda söylemek istediğim fakat fırsat bulamadığım TET Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Dr. Fatih Ebiçlioğlu’una sektöre vermiş olduğu destek ve yaptığım çalışmalarda önümüzü açtığı için en samimi duygularımla teşekkürü burada yapmak istiyorum. Ülkemizin katma değer üreten Yazılım ve Bilişim sektörüne yapılan yatırımların stratejik öneme haiz olduğunu bilen vizyoner bir Başkanla çalışmak benim için büyük bir şanstır, bunu özellikle belirtmek isterim.

Hande Hanıma bir kez daha Yazılım Sektörünü anlatmamız için bize bu fırsatı vermesinden dolayı teşekkür eder, çalışmalarında gönülden başarılar dilerim.

 

07/04/2015
by Selahattin Esim
1 Comment

Türkler hamamlarda neden suyun kaldırma kuvvetini bulamadılar?

Ülkemizin geldiği konumda teknoloji ihracatı yapamayacağına inanan veya bu konuda Türklerin yeteneksiz olduğunu ima eden sunumlar internette bol bol yayınlanmaya başladı. Türklerin hamamlarda neden suyun kaldırma kuvvetini bulamadığını sorarak Türklerin neredeyse utanmasalar zeka ve yetenek fakiri bir millet olduğunu sorgulayacak kadar ileriye giden hikmeti kendinden maruf yazarlarımız, aydınlarımız var.

Onlara buradan bu ülkenin yazılım ve bilişim ihracatını yani deyimi yerindeyse yüksek teknoloji ihracatını arttırmak için uluslararası sahada mücadele veren sektörün  gönüllü bir paydaşı olarak bazı sorular sormak istiyorum.
Devamını Oku →

06/19/2015
by Selahattin Esim
0 yorumlar

Yazılım Sektörü ABD’de 150 Milyon Dolarlık İş Bağlantısı Yaptı

12_CapitolHil2l 

Yazılım  sektörünün stratejik önemi Türkiye için her geçen gün artıyor. Devletimiz ve özellikle Ekonomi Bakanlığı artık bunun farkında ve hiç olmadığı kadar tüm bileşenler ihracatın artması için destek vermeye çalışıyor.

Yönetim Kurulunda yer aldığım TET(Turkish Electro Technology) olarak, yazılım ihracatının arttırılmasına yönelik çalışmalarımıza hız verdik. Amacımız bundan sonra önemli gördüğümüz stratejik pazarlara programlı bir şekilde heyetler düzenlemek. İlk olarak 2014 yılının kasım ayında düzenlediğimiz ve çok başarılı geçen Almanya heyetinin ardından ABD’ye 1-6 haziran tarihleri arasında Yazılım ve Bilişim İhracat heyeti düzenledik.

Türkiye ekonomisinin stratejik sektörleri arasında yer alan yazılımda 2023 yılı için belirlenen 15 milyar dolarlık ihracata ulaşmak hayal değil. Türk yazılım firmalarını dünyanın en büyük pazarı ABD ile buluşturduğumuz  Türkiye tarihindeki ilk yazılım ticaret heyetinden 150 milyon dolarlık iş bağlantısı ile döndük. Boston ve Washington’da yapılan görüşmelerin ardından Tetsoft takımında yer alan firmalardan bazıları ABD’de ofis açarak bu pazardaki potansiyeli değerlendirme kararı aldı. Bu durum firmalarımızın dünyanın en büyük pazarı olan ABD’ye girmek için özgüvenlerinin arttığının güçlü bir işareti.

Devamını Oku →

10/13/2014
by Selahattin Esim
0 yorumlar

Türk Milli Eğitimi nereye gidiyor?

Adı Milli olan eğitim sistemimizin  üzerinde yapılan değişiklikler  ve mevcut sorunlara çözüm arayışları bir türlü sonuçlanmıyor. Bu sene itibarı ile iki çocuğumuzun TEOG ve ÖSYM sınavlarına girmesi dolayısı ile hayatımızda çok zor bir yıl yaşadığımız zannederim hayatımızda acı bir tecrübe olarak hafızamızdan silinmeyecek. Özellikle bu dönemde çocuklarımıza manevi desteğin  en üst düzeyde verilmesine çabalarken diğer birçok veli gibi çok zorlandık. Ülkemizin en büyük sermayesi olan çocuklarımızı hak etmedikleri bir uygulama ile karşı karşıya bırakıyoruz, yeteneklerini keşfetmek yerine yok ediyoruz.

Bir dostumun geçenlerde gönderdiği mailde şöyle yazıyordu:

Dünyada 7,5 milyar, Türkiye’de ise sadece 75 milyon insan yaşıyor. Yani insanlığın sadece % 1’yiz. Daha kötüsü, % 48’imiz ilkokul mezunuyuz ve ülkenin eğitim ortalaması yalnızca üç yıl! Dünyadaki her yüz insandan sadece biri Türkçe düşünüyor. İngilizce gibi yaygın bir dili kullananlar üç milyardan fazla insanın ortak akıl havuzuna erişebiliyorlar. Bilmeyenler ise bu bilgi hazinelerinden habersizce yaşıyor.
Devamını Oku →

06/13/2014
by Selahattin Esim
0 yorumlar

Işık Hızında Borsa Oyunları

Amerikalı yazar Michael Lewis 31 martta tüm dünyada ilgi uyandıran Flash Boys adlı kitabında ileri teknoloji ile Wall Street borsasında 40 milyar dolara ulaştığını iddia ettiği kazancın nasıl elde edildiğini anlatmaya çalışmıştı. Bu ilginç konuda vaktim olduğunca yaptığım araştırmada aşağıdaki bilgilere ulaştım, sizlerle paylaşmak isterim.

Lewis kitabında süper hızlı bilgisayarlar, matematik dahileri olarak adlandırılan “quants” yani quantum fizikçileri tarafından yazılmış kompleks algoritmalar  ve borsaya en yakın mesafede kurulan fiber optik data hatları ile pico saniye bazında hızlarda borsa bilgilerine önceden ulaşarak alım ve satım yapıldığını iddia ediyor. FBI bu kitabın yayınlanmasından hemen sonra bir inceleme başlatarak bu iddianın doğru olup olmadığını araştırmaya başladı. Bu araştırma halen sürüyor. Eskiden elle yaplan işlemlere göre belirlenmiş borsa kuralları geldiğimiz teknoloji devrinde bilgisayarların işlem hızına uygun olarak tanımlanamadığı için haksız kazanç sağladığı iddia edilen yeni düzenin hangi kurallara göre teftişten geçeceği tam bir muamma.
Devamını Oku →

03/20/2014
by Selahattin Esim
1 Comment

Bu benim işim değil! That’s not my Job

Günümüz insanının sorumluluklarından en kolay kaçış noktası yanlışı gördüğü halde düzeltmek için hiç bir insiyatif kullanmaması ve bu benim görevim değil diyerek yoluna devam etmesidir. Böylece günlük hayatta içinde yaşadığımız eko sistemimizin bağışıklığı da çökmüş oluyor. Vücudunuza giren bir mikrobu algıladığı halde reaksiyon göstermeyen bağışıklık sisteminin nasıl bir tahribata yol açabileceğini tahmin edebiliyorsunuzdur.

Bu yaklaşımı çok güzel özetleyen yıllar önce yurtdışında bir bankada çalışırken katıldığım seminerde işlenen aşağıdaki deyimi sizinle paylaşmak isterim:

That’s not my job

This is a story about foour people named Everybody, Somebody, Anybody and Nobody. There was an important job to be done and Everybody was sure that Somebody would do it. Anybody could have done it, but Nobody did it.

Somebody got angry about that, because it was Everbody’s job. Everybody thought Anybody could do it but Nobody realized that Everybody wouldn’t do it.

It ended up that Everybody blamed Somebody when Nobody did what Anybody could have…
Devamını Oku →

03/10/2014
by Selahattin Esim
0 yorumlar

Ortak Payda Yükselen Değer Türkiye’dir

Son dönemde olan olayları her vatandaş gibi üzüntüyle izliyorum. Her zaman söylediğim gibi ülkemizde sosyal araştırmalar teşvik edilmiyor. Think thank dediğimiz bir elin parmaklarını geçmeyen düşünce kuruluşları kısıtlı bütçeleri ile sadece siyaset üzerine fikir üretip ülkede oluşan büyük değişimler hakkında alternatif ve objektif fikirler öne süremiyorlar. Fikir üretmekten korkma travmasını bir türlü içimizden söküp atamıyoruz. STK Kuruluşlarının bağımsız, ülkenin gerçeklerini içeren görüş belirtmekte zorlanmaları önemli bir handikap olarak önümüzde duruyor. Adı üstünde Sivil Toplum Kuruluşlarının çok daha fazla gelişmesi, fikir üretmesi, toplumun değişik katmanlarının sesini duyurması ve ülkenin ileri gitmesi açısından çok önem arz etmektedir. Yapıcı eleştiri yapmasını maalesef çok bildiğimiz söylenemez. Eleştiri denince hep yıkıcı olmalı zannediyoruz. Özel sektörde bile planlarımız hep rakipleri yok etme üzerine kurulu. İyi ve kaliteli ürün üreten rakiplere saygı duyan ve böylece piyasanın daha kaliteli bir seviyeye ulaşmasını sağlayan anlayıştan ne yazık ki biraz mahrumuz. Eğitim sistemimiz bize erdemli davranışın ne olduğunu herhalde öğretemedi diye düşünüyorum. Fransa’da 2012 yılında alınan bir kararla okullarda ahlak dersleri okutulmaya başlandı. Milli Eğitim Bakanı Vincent Peillon “iyiyi kötüden ayırmayı bilen bir nesil yetiştirmek için’ müfredata yeni bir ders eklenmesi kararı aldıklarını ve Ahlak derslerinde evrensel ahlak kurallarının öğretileceğinin altını çizmişti. İlkokul birinci sınıftan lise son sınıfa kadar verilecek derslerde vatandaşlık bilgisi ve eğitimi de verilmesi hedeflenmişti.
Devamını Oku →

11/28/2013
by Selahattin Esim
0 yorumlar

Büyümenin Sırrı KOBİ’ lerdir, yani ekonominin çekici atları….

Yıllar önce İtalya’nın Milano kentinde yaşamını sürdüren iş adamı dostumun ofisini ziyaret ettiğimde duvarda çok ilginç bir sözün asılı olduğunu görmüştüm. Churchill’in söylediği belirtilen söz şöyleydi:

Büyük şirketler panter gibidir avının üstüne acımadan saldırır ve geride kimseye bir şey bırakmaz. Orta ölçekli şirketler ise inek gibidir,süt almak için onu önce beslemeniz gerekir. Fakat ekonomiyi çeken atlar küçük ölçekli işletmelerdir

Birde Dünya Bankası Başkanı Dr. Jim Yong Kim’in  “Turkey needs SMEs to grow into brands” başlıklı röportajında Türk KOBİ’ler için söylediklerine bir bakalım:

The WB president said the bank will continue to support small and medium-sized enterprises (SMEs) in Turkey, underlining that investments in SMEs have paid off well.

He warned, however, that Turkey is struggling to find SMEs that can grow quickly and become larger enterprises through innovation and the generation of intellectual property to become brands like Google, Ebay, and Alibaba.

“SMEs are important in their own right, but they can also quickly become larger enterprises. Turkey has not yet developed big brands that everyone recognizes,” Kim said. Recalling that everybody was joking about Japanese, Korean or Taiwanese products when he was growing up in the US, he said that now these countries are making high-quality brand name products.

“We need to get high value-added industries that will take Turkey to the next level,” he said, stressing that Turkey is on the verge of taking the next step. “Our hope is that all the investment we have made in SMEs is going to lead to the next leap forward to the kind of business that will make Turkey a household name,” Kim explained.

 

Devamını Oku →

11/09/2013
by Selahattin Esim
1 Comment

Kuzeydeki Işık Norveç’te yaşam

Geçenlerde yurt dışında bir televizyon kanalında Norveç hakkında “Kuzeydeki ışık” başlıklı çok güzel bir belgesel izledim. Programı hazırlayan Filozof Stine Jensen dünyanın en zengin ve huzur dolu bu ülkesinde  Breivik gibi bir delinin nasıl çıkabildiğini gözler önüne seren analizler yapmaya çalışıyordu. Dışarıdan bakıldığında zengin, demokratik hakların en üst düzeyde elde edildiği, feminizmin çok güçlü olduğu, her şeyi devletin sağladığı bir ülke gibi gözüken Norveç’te yaşam aslında hiçte kolay değildi. Global Wellbeing Index listesinde ilk üç ülkeden birisi olan Norveç’te sosyal bir devlet anlayışı ile sunulan imkanların yanında çok önemli dezavantajların da olduğu Norveçlilerle yapılan birebir görüşmelerden anlaşılıyordu. Kendi ülkesinden zengin bir ülkeye yerleşmek niyetiyle Norveç’e göç edenlerin öncelikle çocukları için ücretsiz sağlık ve eğitim, yüksek maaşla iş bulma, konforlu bir yaşam amaçlı hareket ederken aslında hesaba katmadıkları gerçeklerle karşı karşıya kalabileceklerini düşünmeleri gerekiyor.

Norveç’in petrol zengini bir ülke olması sanki mutluluk getirmemiş gibi anlatılıyordu. Paranın her şey olmadığı bir kez daha dünyanın en zengin ülkelerinden birinde sosyal açıdan analiz ediliyordu. Kariyer avcılarının birden bire şehirdeki tamamen çalışma ve teknoloji üzerine kurulu hayatı sağlık sorunlarından dolayı  terk edip fjordlarda doğa ile iç içe daha sade bir yaşamı tercih etmesi başka nasıl açıklanabilir ki? Sosyal devlet anlayışı dünyadaki diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında yüksek bir yaşam seviyesi sunan harika bir doğaya sahip, yardımsever insanların yaşadığı bu ülkede insanların yüzleştiği sosyal sorunlarında azımsanmayacak kadar çok olduğu anlaşılıyor. Çalışmasa bile sosyal olarak her şeyi karşılanan genç insanların amaçsız  ve hedefsiz yaşamdan dolayı toplum dışına itilip yalnızlaştıkları ,özellikle Oslo’da çok ucuz satılan uyuşturucu batağına nasıl saplandıklarını görmek gerçekten üzücü. Oslo’nun Avrupa kentleri içinde uyuşturucu kullanımında birinci sırada olması aslında zenginlik ile bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Gencecik insanların uyuşturucu bağımlısı olması ve devletin kendi eliyle bu bağımlı insanlara enfeksiyon kapmamaları için uyuşturucu filtreleri dağıtmaktan başka çaresinin kalmaması çok şaşırtıcı.  Uyuşturucu kullanan bir genç esrar kullanmaya 12 yaşında başladığını ve şu anda 26 yaşında olduğunu söylerken bu kadar uzun bir süre bu bağımlılığı finanse edecek güce sahip olması ancak Norveç’in refah düzeyi ile açıklanabilir. Başka bir ülkede olsa bu genç bu para kaynağına ulaşmak için birçok suçu işlemek zorunda kalabilirdi.
Devamını Oku →

11/02/2013
by Selahattin Esim
4 Comments

Hakiki Kayseri Sucuğu nasıl yapılır?


Uzun yıllar kahvaltı sofralarımızı süsleyen hakiki Kayseri sucuğunun nasıl yapıldığını ve orijinal sucuğun tadını zannederim benim gibi herkes merak ediyordur. İstanbul’da çocukluğumuzda eve sadece Eminönü’ nden Kayserili Apikoğlu marka sucuk ile Namlı’dan kuşgömü pastırma alındığını hatırlıyorum. Eski sucuklar ve pastırmalar doğal fermente oldukları için inanılmaz lezzetliydiler. Sucuğun yağına ekmek banarak yerdik. Pastırmaların üzerindeki çemen ise kuru olurdu.

Anadolu insanının dünya mutfağına sunduğu bu basit fakat inanılmaz lezzetin orijinal olarak nasıl elde edildiğini sorduğumda değişik cevaplar almak merakımı daha da arttırıyordu. Hele internet üzerinde araştırsanız 1001 çeşit sucuk tarifi ile karşılaşırsınız. Yüzyıllardır yapılan yapımı bu kadar zor olmaması gereken sucuğu bile efsane haline getirmiş olmamız gerçekten çok büyük bir başarı. Geçen yıllar içerisinde sucuğun tüketimi artınca  orijinal yapılış şeklinden uzaklaşılmış olduğunu ve içine her türlü katkı maddesinin katılarak sucuk benzeri ürün yemeye alıştırıldığımızı itiraf  etmek zorundayız.  Zaten üreticiler ısıl işlem görmüş sucukların etiketinde sucuk benzeri ürün yazmak zorunda kalıyorlar. Sucuk üreticilerinin %100 dana ve %100 dana eti gibi kelime oyunlarıyla müşteriyi aldatmasını ise etik bulmuyorum. Güya dana eti yazmayan sucuğun içine katkı maddesi katılmasının yasal olarak önü açılıyormuş. Dana ne Dana eti ne bilen birisi lütfen açıklasın, geri dönüş yapsın . Keşke üreticiler bu tür şeytani fikirler üreteceklerine sucuğu aslına uygun nasıl üreteceklerine daha fazla kafa yorsalar. Doğal fermente olmayan ısıl işlem görmüş,içine soya kıyması,kanatlı eti katılan sucuk artık orijinal sucuk değil. Birçok geleneğimize sahip çıkmadığımız gibi ne yazık ki bu orijinal Türk lezzetine de sahip çıkmıyoruz.
Devamını Oku →

10/08/2013
by Selahattin Esim
1 Comment

Asil ve Güzel İnsan

Geçen bayram “Asil ve Güzel İnsan” diye başlayan bir tebrik maili almıştım. Bu başlık beni derin bir düşünceye sevk etmişti. Her mesajı alana insanının aslını hatırlatan ve düşünceye sevk eden derin bir içeriğe sahipti. İnsanı hayvanlardan ayıran en büyük özellik şerefli bir mahlukat olarak yaratılmış olmasıydı. Böyle bir başlık ile mesaj insana kendi fabrika ayarlarından ne kadar saptığını hatırlatır mahiyette olduğu için üzerinde durmaya değer. Teknolojide “Setup” dediğimiz fabrika ayarları cihazlarda bir bozukluk olduğu zaman cihazın üretilirken tanımlanmış konumuna geri dönüşünü ve en azından amacına uygun en basit şekliyle çalışmasını sağlayan bir seçenektir.

Peki gerçekten çağımızın insanı yaradılış amacından ve kendisine verilen üstün özelliklerden gittikçe sapıyor mu? Gittikçe yozlaşan insani ilişkiler, her şeyde maddiyatın ön plana çıkması, yolsuzlukların artık günlük hayatta doğal bir süreç gibi algılanması,  ülkenin geleceği için atılan her olumlu adımda basiretsiz muhalefet yapmak, kültürümüzde hep eleştirilen vahşi kapitalizmin çok üst düzeyde daha önce eleştirenler tarafından uygulanması sayabileceğimiz birkaç örnektir. Asil ve Güzel İnsan olmamızı sağlayan özelliklerimizi terk ettikçe daha çok hayvani duygularla hareket eden insanlara dönüşmüyor muyuz?. Düşman olarak algıladığımız insanlara karşı verdiğimiz mücadeleyi kendi aramızda yapılan haksızlıklara, hukuk ihlallerine karşı vermiyoruz. Başkasına yapılan haksızlıklarda doğrunun yanında durabilme erdemini gösteremiyoruz. Yanlış olduğunu bile bile mevkimizi korumak uğruna haksızlıklara sessiz kalmıyor muyuz?. Ömrümde bu şerefli duruşu sergileyip toplumda elde etmiş olduğu bir şeyleri kaybetmemek uğruna haksızlığa uğrayanın yanında duramayan bir çok insan gördüm. Bir çokları içlerinde var olan “Asil ve Güzel İnsanın”  sesine kulak asmayıp tüm hayatları boyunca bunun vicdan muhakemesi ile baş başa kalmayı tercih etmişlerdi ve ediyorlar.
Devamını Oku →